• DOLAR
    7,6604
  • EURO
    8,9115
  • ALTIN
    458,62
  • BIST
    1,1633
Palamut

Palamut

Yıl 2016 Bandırma Belediyesi’nin desteği ile roman çocuklarına Erdek düzlerde 3 günlük çadır kamp yaptık.

Bandırma, Manyas, Lapseki, İstanbul’dan toplam 70 kadar kız ve erkek çocuk denize girdik. Çocuklar bir şeyler öğrendi, eğlendi ve birbirlerini tanıdı. Bu vesileyle 9 ile 13 yaş grubundaki çocuklara bir fırsat yarattık.

Mahallelerinden çıkmayan böyle bir tatil imkanı bulan çocukların mutluluğunu görmeniz lazımdı. Ailelerin izin verdikleri çocuklar önce Allah’a sonra bana emanet idi.

Bir çok dernek başkanı ve kişi riskli iş dedi. Aman Eyüp çocuklarımızın enerjisi fazla olur. Pek söz dinlemezler kaçarlar kaybolurlar, aman başlarına bir şey gelir dediler.

Yani haksız da değillerdi 70 kadar çocuğu bir arada tutmak, söz dinletmek…

Ama dışarı çıkmalı mahallelerden, görmeliler kampları, tanımalılar birbirlerini, öğrenmeliler bir şeyleri, tadını çıkartmalılar denizin, güneşin, kumun…

Dedim kendi kendime uyanık olacağız.

Ve 3 günlük kamp başladı. Lapseki, Manyas, Bandırma ve İstanbul grubu kampın ilk günü tanışma ve kuralları öğrenme ile geçirdi.

Yaptığım faaliyetlerde ve bu kampta haliyle bazı çocuklar özeldir benim için. Onlarla biraz daha vakit geçiririm onlara özel görevler verir gruplarda imtiyazlı hale getiririm hep. Uzaktan eşitsizlik gibi gelse de buna kimse ses etmez çünkü o çocuklar özeldir bunun herkes bilincindedir.

Palamut da bu özel çocuklardan biriydi benim için. Sürekli yanımda tutar bazen kendini özel hissetmesi için fikrini alırdım. O da benim yanımdan ayrılmazdı genelde.

3 gecelik kampımız süresince geceler çok güzeldi. Hele son gece hava o kadar inceydi ki şehrin ışıklarından uzak kalmış sahilde gökyüzündeki yıldızlar sanki denize düşmüş gibiydi.

Gecenin karanlığını aydınlatan yıldızlar adeta geceyi kaplamıştı. Çocuklar sahile giderken kafaları hep havada yıldızlara bakıyordu. Çünkü ilk defa yıldızları bu kadar çok görmüşlerdi ve bana deli astronomik sorular soruyorlar parmakları ile.

Abi bu yıldızın adı ne?

Aa! bakın şu bu hayvana benziyor.

Aaa! şuna bakın şeye benziyor.

Hepsi ile birlikte kumsala yattık gökyüzündeki yıldızlara bakıp birbirlerine,

Şuna bak şu çok parlıyor şu az parlıyor.

Birisi,

Eyüp abi! Eyüp abi! gördün mü?

‘Bir tanesi kaydı!

Diğeri,

Hani nerede nerede?

Diye birbirlerine kayan yıldızları göstermeye çalışıyorlardı.

Bir ara telefonum çaldı. 10 dakika kadar konuştuktan sonra yanlarına geldim.

Hadi bakalım çocuklar bu kadar yeter yıldız faslı bitti şimdi uyku zamanı.

Onları toparlayıp çadırlara yerleştirirken Palamut’u yanımda göremedim.

Sordum çocuklara.

Palamut’u görenler var mı arkadaşlar?

Çocuklardan bazıları,

Abi o sahilde kaldı.

Sahile vardım palamut oturuyor kafa yukarıda yıldızlara bakıyor.

Yanına gittim ağlıyordu.

Ne oldu palamut niye ağlıyorsun dedim. O da, yıldızlara bakarken arkadaşlarıma annemin yıldız olduğunu söyledim onlar da dalga geçti?

O sırada yıldız kayınca Ahmet bana, bak palamut gördün mü?

Annen kaydı! dedi hepsi güldü.

Yanına oturdum,

Lan oğlum olur mu öyle şey !insanlar ölünce cennete gider insanlar Yıldız olmaz diyecektim ki öyle içten ağlıyordu gözlerinden süzülen yaşlar yıldızlara bakarken ışıldıyordu.

İç çekerken duymayayım diye kendini sıkarken tutamayıp çıkardığı ses ağzıma bir yumruk gibi vurup boğazımda kileri içime atıyordu adeta…

Palamut annesinin yıldız olduğuna o kadar inanmıştı ki onun inancını kırmak sadece zamanın hakkıdır diye düşündüm.

Ahmet anneni tanıyor mu ki dedim.

Yok ben küçükken ölmüş dedi.

Ee! O ne biliyor ki o kayan yıldızın annen olduğunu.

Birden gözleri açıldı.

Bence annen şu an sana bakıyor seni böyle ağlarken görürse üzülür…

Sil gözyaşlarını bakayım!

Ben gidiyorum 10 dakika sonra çadırların oraya gelirsin dedim ve yanından ayrıldım.

Şimdi palamut büyüdü ve boyumca oldu.

Mahallede görüyorum bazen hala geceleri gökyüzüne bakıyor…

Demem o ki bazı insanlar özeldir yaptıkları çalışmalar özeldir.

İnançları özeldir.

Sevgileri özeldir.

Özlemleri, hasretleri özeldir.

Acıları bile özeldir…

Sayın idareciler, amirler, karar vericiler, politika üreticiler insanlara eşit yaklaşabilirsiniz ama davranamazsınız?

Yazabilir, beyanda bulunabilirsiniz.

Ama uygulayamazsınız.

Uygulamanızın tek yolu özel insanları yanınızda tutmak, onları dinlemekten onların içindekini anlamaktan geçer.

Ve bu kesinlikle taşeronlukla mümkün olmaz çünkü masanızda imzalayıp tutturduğunuz planlar değildir yaşamlar.

Yoksa…

O sahile oturup 10 yaşında ki çocuğun milyarlarca yıldıza bakıp annesine özlemi için döktüğü yaşları göremezsiniz?

Aksi halde.

Gördüğünüz tek şey sadece kayan yıldızlar olur.

O da nereye kayar? Onu da siz düşünün…

Esen kalın.

Eyüp Demirezen

Bandırma Basın

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM