• DOLAR
    7,8187
  • EURO
    9,3602
  • ALTIN
    449,83
  • BIST
    10,4091
Gazetecilik ve sosyal medya

Gazetecilik ve sosyal medya

Gazetecilik, çok saygın bir meslektir. Tabii ki hakkıyla, özgürce ve dürüstçe yapıldığında.

Yerel basında, yerel medyada görev yapmak ise daha da güçtür. Çünkü bu mesleğin temel ilkesi eleştiridir. Küçük bir yörede yaşamanız nedeniyle eleştirdiğiniz kişilerle, kurum ve kuruluş yöneticileriyle her an karşı karşıya gelme olasılığınız yüksektir. Hele hele o kişiler ve yöneticiler, demokrasiden nasiplerini almamışlarsa…Kendilerini hep başarılı sayıyor ve sanıyorlarsa…

Siz, istediğiniz kadar yapıcı eleştiri yapın, kimse eleştirilmeyi sevmez. Oysa eleştirilere kızmak yerine onlardan yararlanmak gerekir.

Bu arada, eleştirdiğiniz kişileri, kurum ve kuruluşları kişisel çıkarları nedeniyle koruma altına almak isteyenler olunca durum daha da farklılaşır.

Gazeteciler, genelde birbirlerini sevmezler. Çoğu, sevmedikleri, kıskandıkları kişiler hakkında çamur atmayı, dedikodu üretmeyi, iftirada bulunmayı alışkanlık durumuna getirmişlerdir. Belgesiz, kanıtsız dedikodulardan ve yalanlardan beslenirler. Çünkü ellerinde tutunacakları başka hiçbir dal yoktur. Çünkü yalan ve iftiraların dışında sizinle düşünceye dayalı kalem tartışmalarına girmeye de güçleri yetmez.

Sosyal medyada da durum çok farklı değildir.

Takma isimlerle, sözüm ona göndermelerle iftira ve çamur atmaya çalıştıkları kişileri isim vermeden karalamaya çalıştıklarını düşünürler. “Algı operasyonu” yaptıklarını sanırlar. Acizdirler. Çünkü isim verseler, iftira ve yalanlarının yüce yargıya gideceğini ve ceza alacaklarını çok iyi bilirler. Yani “Yürek Selânik”tir, onlar için. Kendilerinin ürettikleri iftira ve yalanlarla çamur atmaya çalışırlar. Uydurduklarına kendileri inandıkları gibi inandıracaklarını sanırlar.

Gazetecilik, ülkemizde zaten büyük baskı altında ve çok zor bir dönemden geçiyor. Buna bir de sosyal medyada kendini gazeteci sananlar eklenince durum daha da vahimleşti. Çamur atma ve iftira, küfür serbest! Salla gitsin!

Ne diyelim. Biz, yıllardır onurumuzla sürdürdüğümüz işimizi yapacağız. 1972 yılından beri neler neler gördük, bu meslekte. Ancak bugüne onurumuzla, alnımızın akıyla geldik. Demek ki bundan sonra böyle gelmiş, böyle gidecek. İt üreyecek, kervan yürüyecek!

Biz, yine bu onurlu çizgimizi sürdüreceğiz. Tabii ki, gerektiğinde ise yine gerekenlerden hukuk ve yargı yoluyla hesap sormayı da unutmayacağız.

Önder BALIKÇI

Bandırma Basın

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM